Kitaplar sigaralara karşı


Lise yıllarımda cep harçlıklarımın yarısını kitaplara, diğer yarısını sigaraya harcardım. O sıralarda daha ucuz olduğundan üç-dört paket sigara parasına bir kitap alınabiliyordu; ben çok fazla sigara içmediğim ama hızlı kitap okuduğumdan bu iki kalem için yaptığım harcamalar at başı gidiyordu. Ancak o sıralarda oturup sigaraya ve kitaplara kaç para harcadığımı hesap etmek aklıma gelmemişti hiç. İngiliz yazar George Orwell ise 1946 yılında kafasında tam da bu soruyla masasının başına geçmiş, hesap yapmaya başlamış. Orwell’in kitapların gerçekten de pahalı olup olmadığına dair bu aydınlatıcı makalesi, çeşitli yazılarını bir araya getiren Kitaplar ve Sigaralar’a ismini de veriyor.

Kitaptaki yazılar geçen hafta doğumunun yüzüncü yılını kutladığımız Orwell’in karakterine dair pek çok ipucu içeriyor. Bu açıdan özellikle kıymetli bir çalışma bu. Bir kitap eleştirmeninin itiraflarına yer verdiği denemede, hayatını yazarak kazanan bir eleştirmeni çarpıcı ayrıntılarla resmetmiş. Orwell’in de tıpkı bu karakter gibi vaktinde yetiştirilmesi gereken yazı siparişleri ve masasında biriken kitaplarla boğuşan bir yazar olarak hayatını kazandığını idrak ediyoruz. Gazetecilik, eleştirmenlik ve romancılık Orwell için içiçe girmiş şeylerdi; ne de olsa kendisi gerçekten de resmettiği işçi sınıfına ait olan, sürekli çalışmadığı takdirde aç kalmaya mahkum bir yazardı.

Kitaptaki en dokunaklı denemelerden biri olan Yoksullar Nasıl Ölür’de Orwell’in dikkatli bakışı Fransa’da 1920‘lerdeki bir devlet hastanesinin koridorlarında geziniyor. Terk edilmiş yoksul insanların ölümünü hayvanlarınkine benzetiyor Orwell. Akıldan çıkmayacak ayrıntılarla koridorlarda ölmeyi bekleyen yoksulları nasıl izlediğini, kaldığı koğuşta yanında ölen bir adamın cesedini götürülene dek nasıl incelediğini anlatıyor. Hastane tuvaletlerinin temizliğinden koridorlarda aldığı kokulara, Orwell’in olağanüstü gerçekçilik duygusu bu dokunaklı denemeye damgasını vuruyor.

Kitaplar ve Sigaralar’daki bir başka güzel bölümde Orwell’in bir sahaf dükkanında çalışırken yaşadıklarını okuyoruz. Burada da bir romandan çıkmış gibi gelen şahane ayrıntılar var: saatlerce kitap karıştıran, hiçbir şey satın almayan ama kasaya gelip ‘kitap siparişi’ veren tipler mesela. Vakit geçip de siparişleri geldiğinde arazi oluyor, yalnızca kitap sipariş etme mutluluğuyla yetinip bir daha kitapçıya uğramıyorlar. Orwell’in eski kitaplara musallatan olan tozları, böcekleri tarif ettiği yerler de takdire şayan.

Yazarı Orwell olunca kitaba siyaset karışmadan olmuyor elbette. İkinci Dünya Savaşı’nda pasifist savaş karşıtlığı ile Nazilere karşı savaşmak seçenekleri arasında ikinciyi seçen Orwell’in romantik, tutkulu, eski moda bir devrimciliği savunduğu makalesi fevkalade ilginç. Bir marş okunurken duygulanmak gibi şeyleri solcuların benimsemesini, duygulanmaktan utanmamalarını salık verdiği bu bölümlerde Orwell’in karmaşık karakterinin pek çok özelliğini bir arada görme imkanına kavuşuyoruz. Netice itibariyle Orwell’in bu 118 sayfalık kitabı ince lakin bana kalırsa bir karton sigaradan daha kıymetli. Ve merak ediyorsanız, bir paket sigaradan birkaç lira daha pahalı.

[Kitaplar ve Sigaralar, George Orwell, Sel Yayıncılık, çev. Levent Konca, 118 s., 10 TL.]

No comments: