Kurbanı suçlu çıkarmak


Sheryl Sandberg’in adını daha önce duymamış olabilirsiniz. Ama en üst kademelerinde yönetecilik yaptığı şirketlerin adını duymadığınıza hiçbir güç beni inandıramaz. Google ve Facebook’dan söz ediyorum: internetin en büyük iki şirketinden. Sandberg, bunlardan ilki henüz dünyanın en büyük arama motoru haline gelmemişken Google’ın internet reklam satış departmanının başındaki isimdi.

Yıl 2004. 35 yaşındaki başarılı yönetici hamile. Ve hamileliğinin ona kadın yöneticilerle erkekleri ayıran çizgiyi görme imkanını veren bir armağan olduğunu idrak etmek üzere. Bundan birkaç ay evvel Amerika’da yayımlandığında hem çok sayıda okur hem de karşısında verdiği mesaj nedeniyle pek çok muhalif bulan “Lean In” adlı kitabında o günleri şöyle anlatıyor: “Tuvalette yere bakarak geçirdiğim ağır bir sabahın ardından önemli bir müşteriyle toplantı yapmak üzere dışarıya çıktım. Lakin sabah arabamı koyarken bulabildiğim yegane park yeri epey uzaktaydı. Hamile halime has gülünç emekleme hareketlerimle otoparkta ilerledim. Yürümek mide bulantımı artırmıştı, toplantıya geldiğimde ağzımdan dışarı çıkan tek şeyin hazırladığım konuşma olması için dua ettim.”

Sandberg o akşam kocası Dave’le muhabbet ederken Yahoo’da her binanın önünde hamile kadınlara özel bir park yeri olduğunu öğreniyor. Neden Google bunu düşünmemiş diye kendi kendine sorduktan sonra konuyu patronlarına açıyor; biz bu mesele üzerine hiç düşünmemiştik, vallahi kusura bakma, idare et yanıtını alıyor.

İkinci sahne. Facebook’da çalışmaya başladıktan iki yıl sonra Sandberg bir finans şirketinin Manhattan’daki gökdeleninde bir iş toplantısına gidiyor. Konuşmalara ara verildiğinde tuvalete gitmek istiyor. Lakin yalnızca en üst düzey toplantıların yapıldığı bu katta kadınlar tuvaleti olmadığını şaşkınlıkla öğreniyor.

Bu anekdotların ardından sayılardan, istatistiklerden bahsediyor Sandberg. Amerika’da şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın yüzdesi 17. Yönetici kadınların oranı yüzde 14. Bir erkeğin kazandığı her bir dolara karşılık 2010 itibariyle bir kadın 77 sent kazanıyor. Tüm bunlar yanyana eklendiğinde Sandberg iş dünyasında kadınların en tepeye çıkmasını engelleyen bir kültür olduğu tespitini yapıyor.

Buraya kadar her şey tamam. Sıra asıl kritik mesele, yani eşitsizlik sorunun nasıl çözüleceğine gelince işler biraz karışıyor. “Toplum tarafından dikilmiş dışsal bariyerlere ek olarak kadınlar olarak kendi içimizdeki bariyerler tarafından da engellenmiş haldeyiz,” diye yazmış Sandberg. “Kendimize güvenmeyerek, inisiyatif almayarak, işimize asılmamız gereken yerlerde geriye çekilerek kendi kendimizi başarıdan uzak tutuyoruz. Hayat boyunca bize verilen, erkeklerden daha açık sözlü, agresif ve güçlü olmanın yanlış olduğu yönündeki negatif mesajları içselleştiriyoruz.”

Bu yazdıkları yüzünden Sandberg eşitsizliğin kurbanlarına suçu kendilerinde aramalarını söylemekle itham edildi. Atlantic dergisindeki yazısında Anne-Marie Slaughter asıl meselenin daha derinlerde olduğunu söyledi mesela; Guardian’dan Zoe Williams ise kitabın okurlarını çocuk yerine koyduğunu yazdı. Daha başka pek çok eleştiri de var. Ama zaten “Lean In” ona yöneltilen eleştiriler gözardı edilerek okunamayacak kitaplardan biri. Bu yüzden ilginç. Bu yüzden bir an önce çevrilse hiç fena olmaz.

18 Nisan 2013 tarihli Milliyet Kitap'ta yayımlanan yazı

No comments: