Edebiyatta Granta dönemi başlıyor


Edebiyat dergilerini yazarların top koşturduğu birer futbol ligine benzetseydik Granta Şampiyonlar Ligi olurdu herhalde. Gabriel García Márquez’den Saul Bellow’a, Doris Lessing’den Milan Kundera’ya, Zadie Smith’den Jeanette Winterson’a her yazarı ışıl ışıl parlayan bir mecradan söz ediyoruz. Amerika’daki New Yorker’la birlikte bir yazarın hikayesini yayımlatabileceği en itibarlı yayınlardan birinden. 1889 yılında Cambridge Üniversitesi’nde kurulan ve birkaç hafta sonra Türkiye’de Türkçe olarak yayımlanmaya başlayacak bir dergiden.

Geçtiğimiz günlerde okurları olduğu kadar yazarları ve yayıncıları da heyecanlandıran bu haberin peşine düştüm. İlk öğrendiğim şey, dergiyi Everest Yayınları’nın yayımlayacağıydı. Projenin koordinasyonu genç bir çevirmen ve editör olan Berrak Göçer’e verilmişti ve yayın tarihi olarak “bahar 2013” deniliyordu.

26 yaşındaki Göçer'e Granta Türkiye’nin hikayesini sorduğumda işe derginin “Kimlik” temalı ilk sayısını anlatarak başladı. “Derginin yarısı Granta İngiltere’nin arşivlerinden seçtiğimiz temaya uygun öykü ve denemelerden, diğer yarısı ise daha önce hiç yayımlanmamış Türkçe öykülerden, yazılardan oluşacak.” Derginin yarısı Türkçe metinlerden oluşacağına göre akla ilk gelen sorulardan biri, birinci sayıda hangi Türkiyeli yazarları okuyacağımız oluyor elbette. Lakin Göçer ser veriyor sır vermiyor; kendisinden zar zor koparabildiğim yegane isim Ayşe Düzkan oldu (dergideki diğer Türkiyeli yazarların sürpriz olmasını istiyorlar).

Granta’nın yeni edisyonlar çıkaracağı haberi ilk defa 2012 yılının son günlerinde belirmişti gazetelerin kültür-sanat sayfalarında. Türkiye dışında Finlandiya ve Portekiz’de yayımlanacak uluslararası edisyonlarla derginin toplam tirajı 100 bine çıkacak, böylece dünyada on farklı Granta edisyonu yayımlanıyor olacaktı (halihazırda İsveç, Norveç, Çin, İspanya, İtalya, Bulgaristan ve Brezilya edisyonları var.) Derginin editörü John Freeman konuyla ilgili olarak şunları söylüyordu: “bu edisyonlar sayesinde geleceğin Pamuk’larını, Kemal’lerini, Saramago’larını, Oksanen’lerini her zamankinden hızlı bir biçimde bulabilmeyi umuyoruz”.

2013‘ü Granta için özel kılan iki olaydan biri buydu. Diğeri ise, derginin artık efsane haline gelmiş “en iyi genç romancılar” listesi. 1983 yılında yayımlanan yedinci sayısında Granta çok ses getiren bir işe imza atmış, Britanya’nın “en iyi 20 genç romancısı”nı seçmişti. İlk listede Barnes, McEwan, Amis, Ishiguro ve Rushdie’nin de aralarında olduğu genç yazarlar vardı ve bu yazarlar kariyerlerinin her noktasında “Granta’nın en iyi genç romancılar listesinde yer alan isimler” olarak da anıldılar. Aynı liste 1993 ve 2003’de yeniden hazırlandı; şimdi ise edebiyat dünyasında herkes Granta’nın Nisan ayında yayımlanacak yeni “en iyiler” listesini bekliyor. “Bugüne kadar İngiliz ve Amerikalı genç romancılarla ilgili sayıları ön plandaydı fakat yakın zamanda Granta Brezilya’yla birlikte, ‘En İyi Genç Brezilyalı Romancılar’ı yayımladılar,” diyor Göçer. “Granta İngiltere’nin de bizim de en büyük isteğimiz, bir ‘Türkiyeli Romancılar’ sayısı hazırlamak. İleride üzerinde yoğunlaşacağımız konulardan biri de bu.”


Zaten bu tür keşifler yapmak Granta’yı Granta yapan özelliklerden başlıcası. “Genç sesleri tanıtmaya, özgün yazılar yayımlamaya çok önem veren bir dergiden bahsediyoruz,” diyor derginin asıl misyonunu hatırlatan Göçer. “Biz Granta Türkiye olarak bu geleneği devam ettirecek, özellikle de gelecek sayılarda yeni yazarlar keşfetmeye çabalayacağız.” Peki yazarlar Granta Türkiye’de işlerini yayımlatmak için ne yapmalı? “İlk sayımızla beraber açılacak internet sitemizde başvurular için özel bir bölüm olacak. İlgilenenlere şimdiden şunu söyleyebilirim: dergimiz Granta İngiltere’nin yapısına uygun biçimde ilerleyecek. Öykü, anı, deneme, röportaj, resim ve fotoğraflara yer vereceğiz. Akademik metinler veya kitap tanıtım yazıları basmayacağız. Bu yüzden yayın kriterlerimizi daha iyi anlamak isteyenlere dergiyi yakından takip etmelerini öneriyoruz...”

Göçer projeyi tek başına yürütmüyor. Everest ekibinin başındaki Sırma Köksal, projenin Türkiye’ye gelmesinde anahtar rol oynamış. Emre Taylan da dergide editör olarak çalışıyor. ”Ayrıca Yekta Kopan gibi önemli bir ismin desteğini de alıyoruz,” diyor Göçer. “Beni ekibe dahil eden Sırma Köksal oldu. Zaten Everest’le düzenli bir işbirliği içindeydim, Granta Türkiye’yle de çalışma ilişkimize yeni bir boyut katmış olduk.”

Neredeyse bir yıldır proje üzerinde çalıştıklarını, dergiyi çıkarırken Everest’in muhteşem kapak tasarımlarında imzası bulunan Utku Lomlu’yla işbirliğine gittiklerini anlatıyor ve Granta Türkiye’nin kapağında Lomlu’nun imzasının olacağının haberini veriyor. “Derginin içi format itibariyle, yani boy, yazı fontu gibi özellikleriyle Granta İngiltere’yle aynı. Her yazının başında ilgili bir görsele yer vermenin yanı sıra, dergide bir fotoğraf albümümüz bulunacak. Yine o sayının temasına uygun bir şekilde, fotoğraflarla anlatılan bir öykü paylaşacağız.”

Editörlük kariyeri veterinerde başladı
Göçer çevirmenlik ve Everest Yayınları’na editörlük yapmanın dışında Koltukname isimli bir blog hazırlıyor. “Beni bir editör yapansa Sırma Köksal oldu,” diyerek anlatmaya başlıyor yayıncılık macerasını. New York Üniversitesi’nde iletişim eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a dönmüş ve günlerden bir gün yolu bir veterinere düşmüş. “Yavru kedimi aşı için her hafta veterinere götürüyordum. Sohbet sırasında bir yayınevinde iş aradığımdan bahsedince veteriner bir tanıdığı olduğunu, CV’mi verirsem kendisine iletebileceğini söyledi. Yayınevinin adını hatırlamıyordu. Dolayısıyla epey bir süre sonra, ‘CV’nizi ortak veterinerimizden aldım. Everest Yayınları olarak sizinle görüşmek istiyoruz,’ diye bir e-posta alınca epey şaşırmıştım.”

Editörlüğe başladığı o günün üstünden dört sene geçmiş. “Kedimi ne yazık ki kaybettim ama hem Sırma Hanım’la olan dostluğum hem de Everest Yayınları’yla olan ilişkim gelişerek devam ediyor,” diyor Göçer.

Granta'da kadın-erkek eşitliği var
Geçenlerde edebiyat alanında kadının temsili meselesiyle ilgilenen VIDA’nın (Women in Literary Arts) yaptığı bir araştırma internette yayımlandığında çoğumuz üzülmüştük. Araştırma, piyasadaki edebiyat dergilerinde yazar imzası ve konu açısından erkeklerle kadınların sahip olduğu orana odaklanıyordu ve New York Review of Books’tan New Yorker’a pek çok önemli dergide kadınların hâlâ bir azınlık olduğu ortaya çıkmıştı. “Elif Bereketli Taraf’ta çalışmanın daha küçük çaplısını Türkçe dergiler için yapmış, sonuç hiç de parlak çıkmamıştı,” diyor Göçer. “VIDA’nın araştırmasındaysa kadın-erkek oranı eşit olan üç dergiden biri Granta’ydı. Editör John Freeman’ın bu konuyla ilgili açıklaması şu: ‘Bu oranları korumak için özel bir sırrımız yok. Kendimi özellikle Louise Erdrich’i ya da Karen Russell’ı düşünmeliyim diye zorlamıyorum... Onları düşünmemem zaten çok zor çünkü bence ikisi de şu an piyasadaki en iyi yazarlar arasındalar.’”

No comments: