Açık denizlerde bir romancı


Geçenlerde şair Şavkar Altınel’e Türkçeye çevrilmesini en çok istediği kitapları sordular. Yalnızca karamsarlığını değil parlak gözlem gücünü de paylaştığını bildiğimiz Joseph Conrad’ın bir kitabının, “Kişisel Bir Belge”nin ismini vermiş Altınel ve ondan eşsiz bir anı kitabı diye bahsetmiş. Ben de böyle derdim ama Conrad’ın kitabını eşsiz kılanın yazarının anıları mı yoksa bu anıları hatırlarken gösterdiği maharet mi olduğunu söylemekte zorlanırdım.

Hayatlarında hiçbir olağanüstülük olmayan yazarların da bazen harika anı kitapları yazdıklarını biliriz. Conrad’ın durumu ise hem çok değişik bir hayat yaşamış hem de bu hayatı daha da değişik kılarak anlatmanın yollarını keşfetmiş bir yazarın durumu olduğu için, iki defa eşsizdir. Ellili yaşlarında o dönemki dostu romancı Ford Madox Ford’un English Review dergisinde tefrika edilen bir dizi hatıra olarak hazırladığı bu anılarda Conrad gençliğini, denizcilik günlerini, seyahat ettiği gemilerin güvertelerini ve halatlarını ve tayfalarını, ilk kitabı Almayer’s Folly’yi Londra’da nasıl yazmaya başladığını ve kitabın bir bölümünü büyük ustası Flaubert’in doğduğu yer olan Rouen’de bir gemide bitirmekte nasıl zorlandığını anlatmaz yalnızca. Rusça, Lehçe ve Fransızcadan sonra dördüncü dili İngilizceye yönelik erken başlayan merakının, ilerleyen bağlılığının ve yaşlandıkça çoğalan aşkının bir tablosunu da çizer.

Gemilerde kitap yazmak zordur, denizcilerin romancı olması daha da zor. Conrad’ın hatıralarını okudukça, denizin üzerinde ilerlerken yazmanın zorluklarını görerek ve yaşayarak öğreniriz. Dışarıda bir fırtına kopmuştur, kaptanın kafasının tası atmıştır veya insanı hiçbir şey yapamaz hale getiren bir sıkıntı duygusu yazarı esir almıştır durup dururken. Sizinle çene çalmayı isteyen başka gemiciler vardır sonra veya geminin seferinde sorun yaşanmaması için yapılması gereken işler. Ama bunlara karşın deniz insanı başka hayatlarla, mesleklerle ve kendi hayalleriyle yanyana getirir. Günlerden bir gün, ilk kitabını bitiren Conrad gemisinde seyahat eden bir İngilize kamarasında sakladığı el yazmasını vermiş, sabah olduğunda ondan romanı hakkındaki yorumlarını dinlemiş ve denizde yaşadığı bu karşılaşmayı hiç unutmamıştı.

“Kişisel Bir Belge” her şeyden önce yazarın İngilizceye aşkının hikayesiymiş gibi gelir bana. “Kitaplar her yerde yazılabilirler,” cümlesiyle başlayan kitap son sayfasında “hayatımda dokunduğum ilk İngiliz gemisinin kaygan yüzeyi”ni büyülenerek tarif eden bir bölümle sona erer. Conrad, ünlü İngiliz gemisi Red Ensign için, “kaderinde yıllar boyunca başımın üstündeki yegane çatı olmak varmış,” der ve ilk romanını yazmaya başladığı günden kaptanlık sınavını geçtiği ana dek yaşadıklarını, en büyük kitaplarında, “Lord Jim”de veya “Karanlığın Yüreği”ndekine benzer bir anlatma mutluluğuyla resmeder. Olaylar kronolojik olarak yanyana dizilmemişlerdir, zaten Conrad’ın hatırlayışlarında hayranlık duyduğu Fransız yazar Proust’u akla getiren ve çizgisel olmayan bir yan her zaman vardır. O günlerde İngilizlere bugünse bütün dünyaya çok ilginç gelen hatıralarını eşsiz kılan şey, Conrad’ın “Kişisel Bir Belge”de anlatıcı ve kahraman, şimdiki zaman ve geçmiş, bilinç ve dil arasında dokunmuş olduğunu maharetle bize gösterdiği ilmeklerin farkına varmak ve kendimizi genç Conrad’ın yerinde, ilk romanımızı yazarken hayal etmektir.

12 Nisan 2012 tarihli Milliyet Kitap'ta yayımlanan yazı.

No comments: