Dorian Gray’in yeni portresi


Yazdığımız kitaplar dünyayı dolaşıp geri dönerler bize: para şeklinde, ün şeklinde ve bazen de bir hapis cezası şeklinde. Ama bunların öncesinde başka ellerden geçer kitaplarımız, editörler, yayınevi sahipleri, avukatlar ellerinde kalemleriyle yapılması gereken değişiklikleri anlatırlar bize ve öyle bir an gelir ki bazen, kendi kitabımızı tanıyamaz hale geliriz.

Oscar Wilde hayatı boyunca yalnızca bir tane roman yazdı ve Dorian Gray’in Portresi adlı bu romanı belki de şu yukarıda anlattıklarımın en iyi örneğini teşkil ediyordu. Bir süredir aklında dönüp dolaşan bir fikri 1890 yılında Philadelphia’da yayımlanan Lippincott’s dergisi kendisine uzun bir öykü sipariş ettiğinde hayata geçirmişti ancak yayıncıya gönderdiği sayfaların başına geleceklerden habersizdi.

Kitabının beş yüz sözcüğünü attılar önce. Ardından fazla müstehcen buldukları yerleri değiştirdiler. Avukatların, eleştirmenlerin, yayınevinde çalışan “masum bir genç kızın” yorumlarını dinlediler ve bazı paragrafları bütünüyle sildiler.

Dorian Gray’in Portresi on iki hafta sonra Amerika’da yayımlandığında Wilde’la alay etmeyi iş haline getirmiş eleştirmenler Lippincott’s dergisini alıp satır aralarını okumaya koyuldu. İşleri bittiğinde öylesine ağır eleştiriler yazıp kitap hakkında öylesine tantana yaptılar ki, ülkenin en köklü kitapçısı W H Smith, derginin o ayki sayısını raflarından kaldırdı. Wilde da adı şimdiden kötüye çıkmış öyküsü İngiltere’de kitap halinde okunabilsin, daha kabul edilebilir bir hale gelsin diye yüz sayfalık metni değiştirmeye koyuldu. Yaşantısını hazlara, güzellikten zevk almaya, tesadüflerin akışına kapılmaya adamış kahramanı Dorian’ı çok kötü bir adam yaptı mesela; böyle yaptı ki, kitabın sonunda Dorian’ın sırlarını sırtlanan tablo ahlaki bir mesaj verebilsin. Çok belirgin biçimde erotik bölümleri attı mesela; böyle yaptı ki, kitabı her sınıftan, her görüşten insan okuyup çekinmeden onu yanında taşıyabilsin. Ressam Basil karakterinin Dorian’a olan aşkını resim sanatına ve ideal formlara yönelik bir aşka çevirdi mesela; böyle yaptı ki, öyküsünü okuyanlar onun anlattığı aşkı daha felsefi, soyut, genel bir şey olarak görebilsin. Ve elbette tüm bunları yaparak kitabının beş sene önce yürürlüğe giren ve “ahlaksız” ilişkileri yasaklayan Ahlaksızlık Yasaları kapsamında yargılanmasını engellemeyi istedi.

Ama hepsi boşa gitti. 1895’de Wilde’ın yargılandığı Old Bailey mahkemesinde, savcı Dorian Gray’in ilk halinden alıntılar yaparak ahlaksızlıkla suçladı onu. Aldığı iki yıllık ağırlaştırılmış hapis cezası hayattaki mutluluğunu, enerjisini ve nüktedanlığını silip bunlardan geriye içi acı dolu, hüzünlü bir adam bıraktı.

Harvard Üniversitesi geçen yılın ortalarında, ilk yayımlanışından 120 sene sonra Dorian Gray’in Portresi’ni daha önce hiç basılmamış, sansürsüz haliyle yeniden çıkardı okurların karşısına. Editör Nicholas Frankel, Wilde’ın Lippincott’s’a gönderdiği sayfalarla dergide yayımlanan metin arasındaki bütün farkları, eklemeler, düzeltmeler ve eksiltmeleri tespit edip bize kitabın Dorian’ın doğduğu, hayal edildiği, yazıya geçirildiği ilk halini sunmayı başarmış. Ve bu yeni Dorian’da kahramanımızın metresleri ve gece gezintileri hakkında daha önce hiç bilmediğimiz şeyler anlatan bölümler mucizevi bir biçimde romana geri dönmüş. İşte bu yüzden Oscar Wilde’ın 120 yıl önce yazdığı bu “yeni” kitabı Türkçeye çevirmenin, Dorian Gray’in yeni bir portresini Türkiyeli okura sunmanın zamanıdır diyorum.

15 Mart 2012 tarihli Milliyet Kitap'ta yayımlanan yazı.

2 comments:

Bahar Paykoc said...

Bu ilginç kitapla ilgili bu haberi paylaştığın için çok teşekkürler Kaya! Dorian Gray'in daha az kötü halini merak ettim doğrusu... Türkçesi basılırsa eminim çok ilgi görür. Sevgiler,
Bahar

Birsen, CI said...

İnanılmaz!..Dudaklarının kıvrımı tarihi sil baştan yazan Dorian Gray, kendi tarihini mi yazacak yeniden...Müthiş! Merakla bekliyorum.
"The world is changed because you are made of ivory and gold. The curves of your lips rewrite history."
Oscar Wilde, "The Picture of Dorian Gray"

Birsen,CI